Kayseri Hunat Cami Tarihçesi

Merhaba sevgili dostlar, Bloguma hoşgeldiniz. Bundan yaklaşık 6 ay öncesinde Kayseriye çok sevdiğim ve değer verdiğim Mustafa abimin düğününe gittiğimde uğradığım “Kayseri Hunat Cami” ile ilgili bahsedeceğim ve tarihçesine yer vereceğim.

Kayseri Hunat Cami

Alaaddin Keykubad’ın karısı, II. Keyhüsrev’in anası Mahperi Hatun tarafından 1237-1246 yılları arasında yaptırılmıştır. Cami, medrese, türbe ve hamamdan oluşan bu külliye, gerek umumi görünüşü, gerekse yapılış biçimiyle Anadolu’da bulunan Selçuklu yapıtlarının en şık ve en kıymetli örneklerinden biridir. Oturum sahası 2.203 metrekaredir. Caminin garp cephesindeki ana giriş kapısı şaheser bir arabesk süsle donatılmıştır. Bunun üzerine de, ”Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, gereği üzere namaz kılan, zekat veren, Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder, onarır. İşte hidayet üzere bulunanlardan oldukları umulanlar bunlardır.” Mealindeki Ayet-i Kerime yer almaktadır.

Kitabesinde ise şöyle denilmektedir : ”Bu mübarek mescidin yapılmasını, fetihler babası, dünya ve diyanetin yardımı ve emanı, Keykubad’ın oğlu, Keyhüsrev devrinde, yüksek mertebe sahibi Zahide, Saliha, dünya ve diyaneti saffetti, hayırların öncüsü, büyük valide emretmiştir. Allah onun büyüklüğünün gölgesini daim ve iktidarını kat kat eylesin. Bu eser altıyüzotuzbeş yılında şevval ayında inşaa edilmiştir.” Cami’nin üç kapısı vardır. Bunlar, kuzey, garp ve şarka açılmaktadır. Ana kapı batıdadır. Bu kapının girişte sol tarafında, caminin kuzeye bakan kısmında, Mahperi Hatun’un türbesi bulunmaktadır.

Selçuklu periyotunda ”Huvand” unvanı Selçuklu Saray ailesine hususi bir unvan olarak verilmektedir. Mahperi Hatun da bu unvanı kullandığı için Cami Huvane’dan Türkçeleşerek ”Hunat Cami” olarak isimlendirilmiştir, Tarihi bedeli çok yüksek mihrabı ve minberi vardır. Kırksekiz büyük ayaklarla beslenen kemerler üzerine oturtulan tavan tonoz halindedir. Ortadaki kubbesi daha sonra yapılmıştır. Minaresi ise 2. Abdülhamid periyotunda inşa edilmiştir. Caminin art kısmı Selçuklular devrinde yazlık olarak kullanılmaktaydı. Daha sonra tamamı kapatılarak bugünkü hale getirilmiştir.